Prostat kanseri tanısında kullanılan altın standart yöntemdir. Biyopsi işlemi makattan girilerek yapılan prostat ultrasonu eşiliğinde yapılır. Yaklaşık 9 yıl içerisinde 1000’in üzerinde hastaya biyopsi yapılmış ve hastalara dünya standartlarındaki oranlarda doğru tanı konulmuştur.

Biyopsinin nerelerden alınması gerektiği konusunda edindiğimiz tecrübeler ve bunun yanında yurt dışındaki bilimsel faaliyetlerimiz sonucunda prostat biyopsisi

devam >>

Böbrek taşı idrar ile atılıp, taş oluşturma potansiyeli bulunan maddelerin idrar ortamında supersatüre (aşırı doygun) olması sonucu meydana gelen kristallerin biraraya gelmesi ile oluşur. Bununla birlikte normalde idrarda kristal ve taş oluşumunu engelleyecek bazı kimyasal maddeler vardır, ancak bazı insanlarda bu engelleyici mekanizmalar tam olarak çalışmayabilir. Milimetrik (pirinç tanesi gibi) boyutlardan böbreğin içinin tamamını dolduracak büyüklüklere kadar değişkenlik gösterir. İdrar yolu taş hastalığının sıklığı yaklaşık olarak %3 tür. Tedavisiz bırakıldığında calcium oxalate tipi böbrek taşı için tekrar oluşma olasılığı ilk 1 yılda %10, 5 yılda %35, 10 yılda %50 oranındadır. Taş hastalığının oluşumunda kişiye bağlı faktörler ( Genetik : Taş hastalığı bulunanların %25 inin ailesinde de taş hastalığının mevcut olması, ayrıca bazı kalıtsal hastalıklar -sistinüri gibi-. Yaş ve cinsiyet: 20-40 yaş arasında sık görülmesi ve erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla ortaya çıkması ) ile dış faktörler ( coğrafi bölge, iklim, su alımı, beslenme alışkanlıkları, meslek gibi ) etkili olabilir.

TAŞI OLUŞTURAN SEBEPLER NELERDİR?

İdrar yolu taş hastalığının oluşmasında risk faktörleri şunlardır:

  • Yetersiz sıvı alımı
  • Beslenme alışkanlıkları
  • Kalıtımsal hastalıklar (Primer hiperoxaluri, sistinüri gibi)
  • Böbrekte yapısal bozukluklar
  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Metabolik hastalıklar (Gut hastalığı gibi)
  • Kan kalsiyumunu yükselten hastalıklar (hiperparatiroidizm, hipertiroidizm, sarkoidoz gibi)
  • Geçirilmiş bağırsak ameliyatları (jejunoileal bypass, ince bağırsak rezeksiyonu gibi)
  • Bazı bağırsak hastalıkları
  • Bazı ilaçlar ( Triamteren, İndinavir gibi)

BELİRTİLERİ

İdrar yolu taşları hiçbir bulgu vermeden gelişebileceği gibi bazen ciddi şikayetler meydana getirebilir. Böbrek içinde duran taşlar genellikle sessizdir. En sık görülen yakınma ağrıdır. Bir başka bulgu idrarda kan görülmesidir. Bu bazen gözle görülebilir, bazen ise idrar tahlilinde mikroskop düzeyinde tespit edilir. Ağrının şekli çok şiddetli olabileceği gibi bazen hafif fazla rahatsız etmeyen tiptedir. Taşın üretere ( böbrek ile idrar torbasının irtibatını sağlayan ince idrar yolu ) düşmesi ve idrar torbasına doğru hareket etmesi ile o tarafta belden başlayan kasığa yayılan, artıp azalan tarzda, şiddetli ağrı ( kolik tarzı ağrı ), bulantı, kusma, idrarda kanama ve sık idrar yapma isteği ortaya çıkabilir.

TANI NASIL KONUR

Yakınmanın dinlenmesi, muayene ve idrar tahlili sonrası taş hastalığından şüpheleniliyorsa radyolojik ( görüntüleme ) yöntem ile taş teşhisi konulmaktadır. Direkt üriner sistem grafisi ( DÜSG ), İVP ( ilaçlı böbrek filmi ), ultrasonografi ( USG ) ve bilgisayarlı tomografi ( BT ) tetkikleri tek başına veya kombine edilerek kullanılmaktadır. Ani başlayan böğür ağrısı yakınması olan hastanın araştırılmasında bu tetkiklerden bilgisayarlı tomografi %100 duyarlılığı ile etkili bir yöntemdir.

TEDAVİ

4 mm büyüklüğe kadar olan taşların hemen hemen tamamına yakını idrar yolundan düşebilir. 4-6 mm arası büyüklükte olan taşların yaklaşık yarısı düşmektedir. 6 mm den büyük taşların idrar yolundan atılması mümkün olmamaktadır. Taşın boyutu, yeri ve idrar yolunda tıkanıklık oluşturup oluşturmadığı tedavi şeklini seçerken önemlidir.

  • Bol sıvı alarak taşın kendiliğinden düşmesini beklemek
  • ESWL (Vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma)
  • Endoskopik taş tedavisi (kapalı böbrek taşı ameliyatı, kapalı üreter taşı ameliyatı)
  • Açık cerrahi girişim yöntemlerinden uygun olan yapılmaktadır.

ÜRETEROSKOPİ

Teşhis ve tedavide üreteroskopi Taş hastalığının tedavisi yanısıra üreter tümörlerinin tanı ve tedavisinde de üreteroskopi yöntemi kullanılmaktadır. Tıbbi teknolojinin ilerlemesine paralel olarak üreteroskopik aletlerin kullanım alanlarında da önemli gelişmeler olmuştur. İnce çaplı ve bükülebilir (flexible) üreteroskoplar sayesinde pekçok vakada kullanılabilme olanağı bulunmuştur.

Üreteroskop, idrar yolunun en uç kısmı olan üretranın dış ağzından (işeme deliği) içeri ilerletilerek böbreklerden gelen idrarı mesane bağlayan "üreter" adı verilen ince kanallara ulaşılır. Böylelikle üreter içerisindeki taşlar, damar anormallikleri, taşlar, tümörler, darlıklar ışıklı optik sistem sayesinde direkt olarak gözlemlenebilir. Tanı olanaklarının yanında gerek taş tedavisi gerekse üreter tümörlerinin kesilerek alınması, biyopsisi, koterizasyonu yapılabilmektedir. Üreteroskopi, üreter kanserlerinin tanı ve tedavisinde de kullanılan en önemli yöntemler arasında yer alıyor. Böylece eskiden açık bir ameliyatı gerektiren bir operasyon modern teknoloji yardımı ile daha kısa sürede, açık ameliyatlardaki gibi bir kesi izi olmadan, ve hastanede daha kısa yatış süresi ile tedavi sonuçlandırılabilmektedir.

PERKÜTAN NEFROLİTOTOMİ (KAPALI BÖBREK TAŞI AMELİYATI)

Bu yöntemde anestezi altında vücut dışından (böğürden) böbreğe küçük bir delik açılarak girilir ve büyük taşlar bu delikten yerleştirilen özel cihazlar kullanılarak once kırılır daha sonrada vücut dışına alınır. Bu ameliyat yönteminin en büyük avantajı büyük taşların tedavisinin kolaylıkla sağlanmasının dışında vücutta büyük bir kesi olmadığı için ameliyat sonrasında ağrı, hastaların günlerce yatağa bağlı kalması gerekmez. Açık ameliyatlara gore nekahat dönemi çok kısadır. Tecrübeli ellerde komplikasyon oranı düşüktür.

TEDAVİ SONRASI

Tekrarlayan böbrek taşı olanlarda bazı tavsiyelere dikkat edilerek ve bu hastaların bir kısmında ilaç tedavisi ile taş oluşumu önlenebilir ya da tekrar oluşması geciktirilebilir.

En önemli kurallar:

  • Sofrada ekstra tuz kullanılmamalı
  • Aşırı proteinden zengin beslenilmemeli
  • Günde 2 litre idrar çıkaracak şekilde sıvı alınmalı
  • Bunların dışında yapılacak perhizlerin taş oluşumunu engellemediği artık bilinmektedir.

TAŞ HASTALIĞINDA METABOLİK DEĞERLENDİRMESİ ve KORUYUCU TEDAVİ

Idrar yolundaki taş ya da taşların tedavisinden 3-4 hafta sonra metabolik değerlendirme önerilir. Idar yolunda infeksiyon varsa tedavi edilerek idrar yollariinda infeksiyon mutlaka tedavi edilmelidir. Idrar yollari enfekisyonu ya da idrar yollarinda kanama varliğinda metabolik değerlendirme yapilmamalidir.

Bu değerlendirmede:
Öncelikle
• Kırılan, kendiğinden düşen yada ameliyatla elde edilen taşin analizi

24 saatlik idrar toplanir (Laboratuardan verilecek özel toplama kabinda bu idrar toplanmalidir)

24 saatlik idrarda değerlendirilecek parametreler:
• Kalsiyum
• Kreatinin
• Magnezyum, Fosfat
• Sodyum, Potasyum, Klorür
• Ürik asit
• Sitrat
• Oksalat
• Sistin

Ayrica kanda kalsiyum, fosfat, ürik asit ve gerekli durumlarda paratiroid hormon düzeyleri değerlendirilir.
Elde edilen tüm parametreler incelendikten sonra metabolik sapmalar konusunda yorum yapilarak
Hemen diyet veya koruyucu ilaç tedavisine başlanabilir.

Bu tip yaklaşim ile yeniden idrar yolu sisteminde taş oluşum riski en aza indirilir.

Amaç taş oluştuktan sonra taşin taş kirma ya da cerahi ile tedavisi değil, taşin oluşmasinin önlenmesidir. Bu nedenle taş oluşum mekanizmasinin altinda yatan metabolik nedenin ortaya çikartilmasi gereklidir.

©2005 urotip.com.tr
   
Hakkımızda | Doktorlarımız | Ürolojik Hastalıklar | Anlaşmalı Kurumlar | İletişim